Mavi » Yazarlar » İpek Halvurt »  Yusuf Darıyerli albümlerinden

Yusuf Darıyerli albümlerinden

Yusuf Darıyerli albümlerinden

Değerli “Mavi” dergisi okuyucuları, bana ayrılan sayfama hepiniz hoşgeldiniz. Mavi dergisinin Kasım sayısında kırsal yaşam fotoğraflarıyla çok başarılı çalışmalar üreten bir yaşam fotoğrafçısını konuk edeceğimi belirtmiştim. Bu fotoğrafçının adı “YUSUF DARIYERLİ”.Yusuf Darıyerli’nin”Yular” (2017) isimlifoto albümünüuzun zamandan beri tanıtmak istiyordum.Bu albümünün yol göstericiliğinde kendisinin fotoğrafçılık yaklaşımından da çok kısacabahsedeceğim. Bu yazımı, Yusuf Darıyerli’nin“Panayır” (2008) isimli foto albümü,“Mavi” dergisinde de yayınlanan “Yaşam Fotoğrafçılığı” (4 seri) ve “Hayvanlara Niçin Bakarız” yazı serilerimle birlikte okumanızı öneriyorum.

A.           FOTOĞRAF ÜRETİMİNDE İZLENİLEN YOL:

Yusuf Bey, kırsal yaşam belgesel fotoğrafçılığında çok önemli bir isim. Ancak bu alandaki pek çok fotoğrafçıdan ayrılan en önemli özelliği ise daha öncehiç anlatılmamış konuları seçerek fotoğraf üretmesi veya daha önce anlatılmakla beraber yeni bir bakış ile yorumlayan anlayışla fotoğraf üretme çabasının çalışmalarında açıkça görülmesidir. Bu yaklaşımını sadece kırsal yaşam fotoğraflarında değil aynı zamanda İstanbul ve diğer konularda çekilmiş  fotoğraflarında da görmek mümkündür.Yusuf Beyin“Yular” ve “Panayır” isimli iki foto albümündeki çalışmalarını incelediğimde, onun, yaratıcı ve özgün bir bakış açısının gerektirdiği hazırlık ve karşılaşma anlarını farklı üretimlere yol açacağı düşüncesiyle çok sevdiği fark ettim. Bu bakımdan üretimlerinde ben olmanın saflığını, merak ve araştırma saiklerinin coşkusunu, öğrenme ve keşfetmenin çocuksu heyecanını görmek mümkün.

Bunun yanında her iki foto albümünde, kırsal yaşam öykülerini insan-doğa-hayvan-mekan ilişkisi üzerine temellendirdiğini görmekteyiz.Sosyo-ekonomik ve kültürel bağlamda,kırsal kalkınma projeleri, tarım-hayvancılık ve beslenme konuları Yusuf Bey’in özel ilgi alanı. Her iki foto kitabı için en son sorulacak soru: Hangi fotoğrafınızı daha çok seviyorsunuz ya da fotoğraf serinizde en iyi fotoğrafınız hangisidir?Çünkü Yusuf Bey, belgesel fotoğrafçılığının foto muhabirliğinden daha çok verastlantısal konulardan ziyade, planlı-programı çizilmiş, önceden belirlenmiş bir konuyu birbiriyle tutarlı olacak parçalardan oluşan bir bütünlük içinde fotoğraflayarak bir proje mantığıyla sunuyor her iki foto albümünü de.Bu bağlamda hem fotoğraflarında hem de çalışma yaklaşımında“JasonEskenazi” gibi fotoğrafçıların izlerini bulmak mümkün. Bir konuyu proje olarak düşünme konusunu öylesine ciddiye alıyor ki eserlerinin kalıcılığını sağlamak ve toplumsal bellek oluşturmak için bu iki projenin final ayağını foto albüme dönüştürüyor. Bu çok değerli.Her iki foto kitabında hem kişisel hem de ortak sergileri hakkında bir kronoloji de mevcut.Yusuf Beyin sergileri içinde özelikle “Koyu Siyah”, “Panayır”, “Yağlı Güreş”, “Az Kısalt!-İstasyon Berberi Cavit”, “Taşra Fısıltıları”isimli sergileri fotoğraf yaklaşımının anlaşılabileceği en önemli çalışmalardan.

Her iki foto-albümünde“William Eugene Smith”, “Robert Frank”, özellikle “Josef Koudelka” isimli fotoğrafçıların izlerini görmek mümkün.Fotoğraf tarihini ve felsefesini takip edenler bu üç ismin haber fotoğraflarını sanat fotoğrafına döndüren kişiler olarak görüldüğünü hemen hatırlayacaktır.William Eugene Smith’in de belirttiği gibi….”çünkü yüzlerinde yaşam var ama birçok kentte yüzlerde yaşam yerine maske görüyorum.”İşte bu maskeyi indirmek ve yorumlamak, maskenin oluşuğu iklimisoluklandırmak için ise sanatsal bir bakışa ihtiyaç bulunmaktadır. Dolayısıyla her iki foto albümünde Yusuf Bey’in bu türlü bir sanatsal bakışı kullandığını sıklıkla görüyoruz.Her iki foto albümünde de minimalist tarzı yaklaşım çok özgün bir anlatımla ortaya konulmaktadır. Minimalizm her ne kadar az ile çok şey anlatma sanatı olarak ifade edilse de, bu terimin içerik anlamını pek de karşıladığını düşünmüyorum. Her iki foto albümde, çalışılan alan sıradan insanlar için sınırsız olanaklarla çevrili kocaman bir alanken, Yusuf Bey kendi keşif yolculuğunda bize yepyeni bir çerçeve sunarak, insanın hayal gücünün sınırlarının ne kadar gelişebileceğini tekrar hatırlatıyor bizlere.İki foto albümde fotoğrafların seçimi ve belli bir tutarlılıkla sunumu, muhteşem bir iç içelikle insanı saran ve tümüyle kavrayan yeni deneyimlerle karşılaşmamızı sağlıyor.

Aynı zamanda gerçek ve aynı zamanda hayal-kurgusal nasıl iç içe geçebilir, tek bir potada nasıl eritebilir sorusunun cevabını veren çok güzel örnekler var her iki foto albümünde. Yaşam fotoğrafçılığında, sahte kurgulama denilen olmayan bir şeyi varmış gibi sunmak ( fotoğrafçının yanında gezdirdiği yerel kıyafetleri giydirip poz verdirmek vb), oryantalist yaklaşımlar, fotoğrafıduragan ilkel birresime yaklaştırma vb. yaklaşımlarla üretilen çalışmalar teknik anlamda ne kadar başarılı olursa olsun, yaşam fotoğraflarını sahte bir sis perdesine saklayarak, onlardan tat alma duygusunu körleştiren çalışmalardır tamamıyla.Yaşam fotoğraflarında sadeleşmek işin özüdür. Strateji basit olabilir ama bu onları kolay kılmaz. Özellikle insan-mekan-doğa-hayvan ilişkisine değişen sosyo-ekonomik-kültürel çerçevede  bakmak ve insan ruhunun karmaşıklığından yola çıkarak ruh ve duygu üflemek, son derece duyarlı yaklaşarak sadeleşmeyi yapmaya çalışmak, böylelikle izleyene mesajı ulaştırmak yaşam fotoğrafçılığının en zor yanı.

B.            YULAR:

Foto albümün iki vurucu unsuru bulunmaktadır:

a.Hayvan pazarlarının, henüz kaybolmadan sahip oldukları kültürel mirası, hayvanları, insan yaşamları, kaosları, anıları ile gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla titiz bir şekilde belgelenmiş olması. Duyguları harekete geçiren, sahicilik gücüyle oluşturulan çevresel potrelerin hepsinde harika çalışmalar üretilerek belgesel çalışmaların izleyici ile psikolojik bağının güçlendirilmesi albümün diğer önemli özelliği.

b. Bir zamanlar ülkemiz hayvan ticaretinde çok önemli bir payı olan hayvan pazarlarına bütünsel yaklaşımla bakılmış olması. Bir başka değişle Yusuf Bey, ülkemizdeki bazı fotoğrafçılardan farklı olaraksadece çocukluğunun geçtiği mahallerdeki hayvan pazarlarını değil, Trakya’dan, Doğu-Güneydoğu Anadolu’ya, Karadeniz’e, Ege’ye değin uzanan hayvan pazarlarını, değişen koşulları, ülke ekonomisindeki yeri, insan-doğa-hayvan ilişkisi, beslenme, istihdamdaki yeri gibi tüm iç içe geçen konular bakımından ekonomik-sosyo-kültürel koşullar ve sosyo-psikolojik iklim çerçevesinde ele alıyor.

Albümünhikayesi, Yusuf Bey tarafından“Borsa Kahvehanesinden” başlayarak anlatılıyor. Siyah beyazın grisel ton çeşitliğinde kusursuz kullanımı özgün anlatımlarıyla bir görsel ziyafete yöneliyor.Zıtlık temasını, absürtlük teması ile güçlendiren çalışmalar yanında, sıcağın-soğukla buluşması, alım-satımdaki pazarlıklar, hayvanların-insanların yaşam koşulları,üreticiler-tüccarlar- çobanlar- tüketiciler arasındaki sosyo-ekonomik ilişkiler, birlikte geçirilen zamanlar, ortak yaşam alanları, giyimler, yaşayış tarzları, duygularson derece sağlam bir hikaye ile anlatılıyor.Ana hikayeyi hiç kuşkusuz çevresel hikayeler ve çevresel potre çalışmaları da güçlendiriyor.An kesitleri, insan ve hayvan yaşamını anlatan figüratif, temsili anlatımlar çalışmaya damgasını vuruyor.Kış atmosferi, saf ama güçlü anlatıma eşlik ediyor (sf:14-açılış fotoğrafı, sf:29, sf:30, sf:40, s:42, s:54-55, sf:87 vb). Tüm fotoğraflar, sorunları-çarpışık ve kaotik unsurları olan hayvan pazarlarının gerçeğine  rağmenkaramsar ve prokovotif olmayacak bir mesafeden üretilmiş. Foto albümün 85.sayfasında satıcının kötü bir gün sonrası satacağı hayvana sarılarak helallik istercesine teselli arayışını anlatan fotoğraf ile 49. sayfasınndaortamın hazırlanmasının telaşı arasında dizginlenmesi zor hayvanların kontrol edilmesi uğraşını gösteren fotoğrafçalışmanın unutulmazları arasında.Albüm kapağının adı rastlantısal seçilmemiş. Yusuf Bey, giriş yazısında şu şekilde ifade ediyor bu durumu. “Evcil büyükbaş hayvanları yönlendirmeye yarayan ip veya benzer malzemeden yapılan, basit bir nesne olan yular benim için insan ve hayvan ilişkisinin, bu kadim geleneğin sembolüdür”.Albüm kapağını süsleyen sığırın kafa detayı (kapak ve kitap tasarımı-illustrasyon: Martin Hinze), kitabın tasarımı, karemsi boyutu, kullanılan kağıt türü, cildin malzemesi, kullanılan renkler hayvanların-insanların yakın plan çekimleri-hayvan hareketlerini içeren fotoğraflar ve mekanın çok boyutlu uzak plan çekimleri foto albümde bir bütünlük oluşturmaktadır.

Özellikle insan yaşamlarının, kültürel mirasların gelecek nesillere aktarılmasında sadece fotoğrafı görmek, onu yorumlamak, sergilemekpaylaşmak, yeterli değildir.Etkili pazarlama yönetiminde aynı zamanda emeği ve ustalığı kavramak için fotoğraflarının sunulmasından, sergilenmesinden öte ikincibir  reprodüksiyona ihtiyaç vardır. Yusuf Bey, “Yular” albümünü 7-8 yıllık bir çalışma neticesinde üretmiş, aslında çok zor olan iş olan fotoğrafların seçimi-sıralaması-önsöz yazımını da bir editör olarak gene kendisi üstlenmiş, büyük ölçüde kendi bireysel çabaları ile (iyi insan ilişkileri desteği ve bankadan kendi aldığı kredi. Hatta sonradan satılmadığı için çok sevindiğiAra Güler imzalı "Zonguldak Yolu 1964" fotoğrafını satışa çıkarmıştır) bu kitabı çıkartabilmiştir.Değerli Mavi dergisi okuyucuları, ülkemizde artık iyi editörleri bulmak giderek zorlaşmaktadır. İyi bir editör çok sağlam bir entelektüel birikime, editörlük yapacağı esere hakim olmak zorundadır. İyi bir editörün, çok boyutlu düşünme yetkinliğine sahip, üreten ve onun ürettikleriyle özdeşleşecek geniş bir frekans aralığının olması şarttır.İyi bir editör bu türlü basım-üretim işlerinde  yazdığı yazı ve eserin yeniden üretilmesinde yaptığı yönlendirmeyle, eserin ve sanatçının biricikliğini ortaya çıkaran, özgüm dokunuşlarla üretime son halini veren kişidir.

 

Bir müzik albümünün ham datasından,işlenmiş datasına, versiyonlarına kadar copywrightlarıüretilmektedir.Bu yol aynı zamanda üretimlerinizin sağlam telif yasaları da korunmasının bir yoludur.Bu üretim fotoğrafçılık açısından, fotoğrafçının işte benim dediği en değerli fotoğraflarından ulaşan portofolyosudur. Baskısı yapılacak olan üretimin ebatı ve prodüksiyonun renkleri, kompozisyonu ve prodüksiyonun bir grafik tasarım eşliğinde nasıl sunulacağı vb. konular baskı yapılacak kağıt türü, baskı türü,ciltkapağı,redaktörlüğü, dikimi, sayfaların mizanpajı, resimlerin seçimi, resimlerin sıralanması,o fotoğrafları özel ve ayrıcalıklı bir nesneye yani sizin kimliğinize dönüştürür. Sizin bu nadide fotoğraflarınızdan oluşanportofolyunuz da en önemli referansınız olur, çalışmanız ancak o zaman izleyiciler tarafından çok boyutlu olarak,somut olarak anlaşılır ve gerçek değerine ulaşır.Sanal paylaşımlar, basılmadan e-albüm şeklindeki dijital üretimler, teknik sınırlılıklar nedeniyle (ekran kalitesi, ağ kalitesi, fotoğrafların nicel çokluğu vb.) tek başına yeterli değildir.Yusuf Bey’in A4 matbaası tarafından basılan bu fotoalbümü de yukarıda bahsettiğim teknik ve sanatsal özellikleri kadar, giriş yazısı, indeksi ile gerçekten de alanında referans olan çalışmalardan.

Başarılı çalışmalar için, çok sebatlı çalışma ve sabır şart. Bunun yanında artık Endüstri 6-7-8 tartışmalarının yapıldığı günümüzde hiç kuşkusuz sanal mecrada taklidin taklidinin taklidi ya da gayri ciddi fotoğraflardan oluşan pek çok paylaşım bulunmaktadır. Bu konuda kalitenin giderek artması için iyi fotoğrafçılarınkaliteli fotoğraflarını iyi fotoğraf gruplarında,  sosyal medyada kendi hesaplarında sergilemeleri elzem.Bu en azından sıradan bir görüntü ile sanatsal anlamda fotoğraf ayrışmasının sağlamasında dikkate değer bir katkı sağlayacaktır. Ayrıca savunulduğu gibi değersiz ve basit fotoğraflardan oluşan bir mecraysa sosyal medya, değerli fotoğraflar üreten insanların bilhassa orada olmaları gerek ki, insanlar fotoğrafın gerçekten ne olduğunu görebilsin diyedüşünenlerdenim.Evet herkes fotoğraf çekiyor iyisiyle kötüsüyle… sosyal medyada bunların olması bence çok güzel çünkü gerçekten iyi olan, gerçekten bir şeyler anlatanı artık daha kolay görür hale geliyoruz. Aksi halde eskisi gibi sergiler ve kitaplar üzerinden ilerleseydik, sadecebize dayatılanla yetinmekten başka çaremiz kalmıyordu. Artık sosyal medya sayesinde seçme özgürlüğüne sahibiz. İşte bu olanak iyi bir fotoğrafçı tarafından iyi bir pazarlama strateji olarak kullanılabilir.Ayrıca sosyal medya, dikkatli ve okuyan bir izleyici için de pek çok başarılı isimlerin çalışmalarını karşılaştırma yapma ve en azından seçme özgürlüğünü de vermektedir.

 

Yusuf Bey, fotoalbümünü oluştururken neler konu olarak seçilmelidir gibi bir fikirden hareketle çekmiştir fotoğraflarını. Konular bir mekan ya da panorama içinde derinlik oluşturacak şekilde verilmiştir. Mesela fotoalbümün 17., 19., 60., 83., 110. sayfasındaki fotoğraflar çok boyutlu olarak algılamaya uygundur. Bir de fotoalbümdeki fotoğrafların  sıralaması da oldukça önemlidir böylelikle konular bu şekilde sunularak, izleyiciyi o dünyanın içine dahil edilmektedir.Yusuf Bey’e göre tek başına insan, tek başına mekan fotoğraf için hiçbirşeydir.Mesajı var eden şey bu iki unsur arasındaki ilişkidir.Foto albümündeki eserler dikkatle incelendiğinde, fotoğraflarının net bir zamanının (hem gündüz, hem gece hem alacakaranlık, kış, sonbahar, ilkbahar fotoğrafları vardır) olmadığı görülecektir. Ancak konu insan yaşamlarına geldiğinde belli mekanlarda insanların olduğu ortamlar tercih edilmiştir. Fotoğrafa konu olan mekan insan olarak seçilen konuyla beraber düşünülmüştür. İnsanın mekan içindeki yerini ya da insan-mekan ilişkisini tespit eden vurgulayan alanlar seçilmiştir.

Foto albümde belli başlı foto grafik görsellerden hareket ederek fotoğrafın çalışma alanı çizilmiştir.Yani bu noktada fotoğrafçı bu somut unsurları örnek verir ve çalışma alanına geçer.Ancak fotoğraftaki çerçevenin bazı soyut unsurlarla verildiği unutulmamalıdır (sf.30, sf.55, sf.75, sf.77 vb).Yani fotoğrafın somut konulardan soyut imgeler oluşturduğuna dikkat çekilmektedir.İşte bu evrede fotoğraflar yeniden anlam kazanarak yeni bir ivme, bir imge derinliği oluşturmaktadıır. Bundan sonra fotoğraflarda tasvir ve detay önem kazanmaktadır.

                Fotoğrafa konu olan insanimgesi mutsuz, kaotik ancak edilgen olmayan insanı anlatmak için kullanılmıştır.Çalışmanın en vurucu özelliği ise; konuların mekanla ilişkisinin, insan-mekan algısının, somut öğelerden hareketle soyut mesajlar ve göndermeler üretmesi bu iki disiplinin müşterek kullanımlarıdır.Bu yaklaşım ise fotoğrafların anlam boyutlarını genişletmiş, bakış açısını farklı ve zengin hale getirmiştir.Yusuf Bey’in fotoğraflarında bireyi merkeze alması, ekonomik ve siyasal duruma gönderme yaparak, toplumsal değişimi, insanların hayata bakış açısı ve değer algısı değişmesini yansıtması açısından da çok değerli bir belge fotoğrafçısı yapar aynı zamanda.Bu değişim neticesinde insanlar daha fazla bireysel davranmaya ve kendi içlerinde sürekli bir iç hesaplaşma yaşamaya başlamıştır. Bu durum insanların bir tür yabancılaşmasına/yalnızlaşmasına neden olmuştur ki bu noktada Yusuf Bey’in çoklu-çok yönlü okuma yaptığını söyleyebiliriz. Bu okumanın çalışmayı tutarlı bir bütünlükle sunması kolaylaştırdığını söyleyebiliriz.

Değerli Mavi dergisi okuyucuları, bir tümcenin anlamı, hiçbir zaman yalnız o tümcede yer alan sözcüklerin anlamı ile belirlenmez. Tersine başka tümcelerin anlamı ve içeriği aracılığıyla daha bir biçimlenir bir çok yönde de değişikliğe uğradığını ifade eder. İşte “Yular” isimli foto-albümünü Yusuf bey tam da bu yaklaşımla üretmiştir. Değerli Mavi dergisi okuyucuları, bir konudaki yanlış anlaşılmayı da düzeltmek istiyorum. Fotoğrafın görsel şiir olması için fantastik kurguya gerek yoktur. Dikkatle seçilmiş, görsel unsurların çok iyi hesaplanarak ortaya konulması ve/veya imgelem serisi veya kısa hikayeler getirmesi yeterlidir.Yaşam fotoğrafçılığında bunu yapmak, kurgusal fotoğrafa göre daha zordur. Yaşam fotoğrafçılığında; konuyu bir çırpıda anlatacak özlü söz kıvamında öyküleme ve bu öykülemeyi anlamlı getirecek görsel işaretlerin bulunması hikayede görsel dilin nasıl kurulduğunu ortaya koymaktadır. İyi bir fotoğrafçının kullandığı dil bireysel olup, özgünlüğünü-ayırt edici özelliğini ortaya çıkarmaktadır.Fotoğrafta imgelerle görselliğin kullanımı, basit kabul edilebilecek görsel unsurları daha vurucu hale getirmektir.Şiir de fotoğraf gibi toplumsal hafızadır, sosyal unsurlara ona duygu biçim vermekte, sosyal gerçekliği evcilleştirmektedir. Bu nedenlerle Yusuf Bey’in bu foto-albümündekitüm çalışmalar aynı zamanda fotoğrafın şiiri yaklaşımıyla üretilen çalışmalardır.Ayrıca,bu foto-albümündeki çalışmalar tamamlanmamış hikâyeler diyebileceğimiz ne öyle böyle olmayan özgün anlatımlarla sunulmuştur.

Yusuf Bey, fotoalbümünde net alan derinliğini bariz bir şekilde kullanmaktadırlar.Bu yaklaşımıyla konunun ön plana çıkartılmak istendiği ve mesajın daha da açık hale getirilmek istendiği anlaşılabilir.Öte yandan mesajını anlatmak için renkler yanında konudaki unsurların yerleşim, hem fotoğraf tekniğine hem de şiirsel okumaya uygun hale getirildiğini söyleyebilirim. Önce ana nesne, sonra yardımcı öğelerin sıralaması, ana nesnenin bazen ön planda bazen arkaplanda bilinçli yerleşimi,  insanların-hayvanların postürü,hareketleri, ifadesine göre duygu ya da izlenim vermesine dikkat edildiği anlaşılmaktadır. Yusuf Bey’in fotoalbümünde yer yer şiirsel anlatımından nesnel anlatıma geçişleri izlemek gerçekten çok keyifli bir yolculuk yapmamıza neden oluyor.Fotoğraflarına baktığınızda hissettiğiniz güçlü duygu: “Eğer konuşabilselerdi neler söylerlerdi. Tam da bunu söylerlerdi.” dedirtiyor.Yusuf Bey’inmekan ve özne ilişkisi mekânsal derinlik temeline dayanıyor.Bu durum da formlarla aslında tek boyutlu olan mekana çok boyutlu olma özelliği kazandırıyor. Değerli mavi dergisi okuyucularım, fotoğrafta mekan seçimi çok önemlidir. Mekanın seçimi de insanların toplanması, ışık, renk yönetimi, kurgunun yaratılması bakımından insanın oturmasını kolaylaştıran çerçeve işlevi görmektedir. Mekan sadece anıları değil aynı zamanda unuttuklarımızı da içinde barındırır. Mekan fotoğrafçının ruhunun oturduğu yerdir dersek abartmış olmayız. Bu foto albümdeki butürlü çalışmalarda içinde şiir ve öyküleme yoluyla üst kurmaca tekniği tercih edilerek, mekanın yansıtıcı özelliğinin bilinçli olarak kullandığını görürüz. Mekanın hafızası ve hafızalaşmış mekanı hatıralar yoluyla somutlaştırılması da kolay iş olmasa gerek.Yusuf Bey’in figuratif denge arayışı, simetrik yerleştirme ve perspektif ve yaptığı sb renk tercihi tarzını açıklamaktadır.Bütün bu unsurlar mekanaçok boyutlu etki kazandırmaktadır.

Değerli Mavi dergisi okuyucuları, “Fotoğrafçıları Anlatan En İyi Filmler” yazı serilerimin arasına başta kadın olmak üzere değerli fotoğrafçıların eserlerini tanıtacağımı da söylemiştim. Sözlerime son vermeden aklıma birden şu soru geliverdi: Bir şiir fotoğrafsız yazılabilir miydi? Ya da yazılsaydı bu anlamda tesir meydana getirebilir miydi?İyi bir şiirden, süslü söz sanatından öte, hayat çıkar değerli okuyucularım, kentlerin aşkları, kentlerin ağlaması, ağaçların kuruması, insanların sevgileri, nefretlerinin izi vardır şiirlerde. Hiçbir şiir kendini anlatmaz (Bu konuda lütfen Cemal Süreya’nın Papirüs Dergisi yazılarını inceleyiniz).Böylesine şiirler fotoğrafik şiir ya da şiirin fotoğrafı tadındadır, izleri bizi hayatın yolculuğuna çıkarır (Bu konuda instagramdaki şiirin fotoğrafı, fotoğrafın şiiri yazı dizilerimi takip edebilirsiniz).Yani sorunun cevabı EVET. Aynı soruyu fotoğraf için de sorabiliriz.Hiçbir fotoğraf ta ben fotoğrafım diye ortaya çıkmaz, kendini anlatmaz, anlattırır. Biz böylesi fotoğraflara duygularla yaşamın izlerini sürdüğü için fotoğrafın şiiri diyoruz.  İyi fotoğrafın gücünü önemsemek gerekir.Çünkü içinde şiir vardır-hayal-duygu vardır-Can ve Canan olanlar vardır. Ocak sayısına kadar sevgi-mutluluk ve tabiki“Maviyle“kalınız.Sevgilerimle.

Yazar Hakkında

İpek Halvurt

İpek Halvurt