Mavi » Yazarlar » Atilla Gösterişli »  Ben çok üzüldüm! Sizin de üzülmenizi istiyorum

Ben çok üzüldüm! Sizin de üzülmenizi istiyorum

Ben çok üzüldüm! Sizin de üzülmenizi istiyorum

“Gece üstümüze mi düştü anne,

Karanlığa sıkıştım.

Karanlık beton kokuyor anne…

Karanlık taştan ağır,

Göğsüm eziliyor.

Yakmayacak mısın ışıkları anne?

Cehennem bu mu anne?

Hani çocuklar cennete giderdi…

Hani ışıklar cennetteydi.

Göğsüm acıdı anne,

Uyandırmayacak mısın beni anne?”

 

Her kelimesi yüreğimizi dağlayan, bağıramadığımız, sesimizin içimize düştüğü, ‘sesi mi duyan var mı’ haykırışlarıyla hayata dönmeyi umut ettiğimiz gecenin, 12 Kasım’ın sözleridir bu satırlar. Öylesine ağırdır ki bu sözler, üstümüze binen tonlarca ağırlığındaki betonların yüreğimize de oturması gibidir. O yüzden ‘unutmak’ mümkün değildir. O yüzden, bir daha bu acıların yaşanmaması için ‘unutturmayacağız’ diye haykırdık. Tam 20 yıldır ‘Depremi unutma, unutturma’ diye inadına o pankartı taşıdık. Yüreğimize nakşettik.

20 yıldır Anıtpark alanına, tam, o uğursuz saat 18,57’de taşındık. Birbirimizle kenetlenmek, o gecenin karanlığında ulaşamadığımız elleri tutabilmek için. ‘Sesi mi duyan var mı’ nidasını, ‘Sesimizi duyun’ diye haykırabilmek için.

İlk yıllar, perişan halimize çok gelen oldu. Bakan’lardan, tv kanallarına kadar Anıtpark alanı doldu taştı. Biz yer bulabildiysek, uzaktan ve kenardan izler olduk. DEPDER öncümüzdü. Çünkü hepimiz DEPDER’liydik. Düzce’de bir kişi bile var mıdır, ‘Depremden zarar görmeyen’?

DEPDER neredeyse biz orada olduk. 19 yıl böyle oldu. Lakin, 20 yıl sonra DEPDER yok! 12 Kasım’ın 20’inci anma yılında öksüz kaldık. Biz alışmıştık DEPDER’in arkasından yürümeye. Dün akşam (12 Kasım) Anıtpark alanına doğru ilerlerken, insanların şaşkınlığını, tepkilerini gözlemledim.

Anladık ki, bütünüyle DERT ortağı bildiğimiz DEPDER bir DERNEK’miş. Meğer biz örgütsüzlüğümüzü DEPDER’in sırtına yüklemişiz. DEPDER bir dernekse bir karar almıştır ve artık ‘Deprem Duyguları’ndan arınmak istemiş olabilirler. Bu Onların kararıdır. Ya bize ne oldu?

Acımızın bir ‘eşiği mi’ var?  20 yıl mıydı ‘unutmamızın’ eşiği?

Ne oldu, sorunlarımız çözüldü mü? Sen hala ‘orta hasarlı’ evde oturmuyor musun? Sen hala 6-7 katlı çökmek üzere olan binanın zemin katında iş yapmıyor musun? Belediye, Müdürlük, Bakanlığın çok mu umurunda imar yasalarının sürekli değişmesi? Sen Meclis üyesi, sormaz mısın 20 yıldır hala niye imar tadilatları gündeme geliyor? Çıkardığınız ‘İmar affının’, aslında kaçak yapılaşmanın ruhsatlandırılması olduğunu anlamıyor muyuz sanıyorsunuz?

Biz yalnızlığımızda çaresiz kalırız. Yalnızsak bir kenara iterler. Yalnızsan gittiğini kimse görmez. Ve biz böyle böyle azalırız. Bilesin ki, kardeş olamazsak özgür de olamayız. 

“Karanlık beton kokuyor anne…

Karanlık taştan ağır,

Göğsüm eziliyor.”

 

 

Yazar Hakkında

Atilla Gösterişli

Atilla Gösterişli

atilla.gosterisli@hotmail.com