Mavi » Mavi Haberleri » Kim, kimi seçiyor?

Kim, kimi seçiyor?

Kim, kimi seçiyor?

(Kim kimi seçiyor)

Önce sert bir giriş yapalım:

“ Faruk Özlü'nün Başkan olacağından zerrece şüphem yok.

Nereye mi?

Nereye olacak? Tabii ki en büyük eseri olan 'Köpek Barınağına'

Bunu bir sözle daha perçinleyelim:

“Tarihe not düşüyorum.

Faruk Özlü'nün Başkan olması, 12 Kasım'dan sonra Düzce'nin görebileceği en büyük felakettir.”

Baştan belirteyim, bu sözler bana ait değil. Düzce AK Parti eski Milletvekili İbrahim Korkmaz’a aittir. Eski Milletvekili Korkmaz, bu sözleri sosyal medya (face) hesabından paylaştı.

Her ‘Genel Seçimler’, ‘ Mahalli İdareler Seçimleri’ öncesinde partilerde aday adaylığı ve adaylık süreçlerinde ciddi tartışmalar/çekişmeler yaşanır. Aslında, siyasetin mantığı gereği (!) bu durum partililer ve seçmenler tarafından olağan karşılanır. Ne var ki, benzerini yukarıdaki alıntılarda görebileceğiniz gibi, bu tartışmalar, zedeleyici ve açıklamaya muhtaç duruma gelebiliyor. Özellikle, hem genel hem yerel seçimlerde, izahı güç hale gelen, halkın büyük teveccüh gösterdiği iktidar partisinde.

Tabii ki tarihi süreçte, neden-sonuç ilişkileri içinde; adayların profilleri, siyasete ve hizmete katkıları irdelenecektir… Lakin, çok da uzağa gitmeden, yakın geçmişe dayanarak bazı tahlillerde bulunmak mümkündür.

Birinci gerçek şudur; AK Partinin Milletvekilliğinden tutun da Belediye Başkanlıklarına kadar aday belirlemelerinde ‘isabet’ olmamıştır. Gerek Milletvekilliği gerekse Belediye Başkanlıklarının bir dönem sonrasında, hatta dönem bitmeden, şaibeler ve bunun sonrasında ‘görevden almalar’ bunu ortaya koymaktadır. Özelde Düzce’ye bakıldığında, hiç kimse, 16 yıllık AK Parti döneminde Milletvekillerini ve Belediye Başkanlarını başarılı bulmamıştır. Bunu, muhalif bir gözlem, ya da tespit olarak ortaya koymuyorum; bizzat kendi partililerinin, üstelik kamuoyu oluşturacak şekilde, alenen ve üstelik ‘belgeler’ ortaya koymalarından ve dahası ‘mahkemelik’ iddialarına varacak şekilde hareket etmelerinden görüyoruz. Sadece bir-iki örnekle hafızalarınızda canlandırmak isterim; ilk dönem Mehmet Keleş belediye başkanlığı dönemini izleyen, dosyalar savaşı sonrası İsmail Bayram’ın belediye başkanı olması… Ardından, Keleş’in tekrar Başkan olması, sonrasında da görevden alınması. Aynı dönem içinde Milletvekili Metin Kaşıkoğlu’nun Mehmet Keleş’e yönelik suçlamaları… Keza, Milletvekili İbrahim Korkmaz’ın yine bir başka Milletvekili Fevai Arslan’a ilişkin iddiaları ve son olarak, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, yine Korkmaz’ın Bakan Faruk Özlü’ye ilişkin hayli ciddi ve bana göre, kişiliğe yönelik onur kırıcı sözleri bunun örnekleridir. Tüm bunlar, aslında ‘Düzce niçin gelişmiyor’ sızlanmalarının sadece bir parçasıdır.

İkinci gerçek şudur; başarısız sonuçlar, başarısız nedenlerden kaynaklanıyor. AK Partide, bu sonuçlara dayanarak, partililerin ‘kimlik sorunu’; kendilerinin birbirlerine atfettikleri belgelere göre, çok yönlü rant ve çıkar hesapları arasında ‘yok olmaktadır’. Bu çerçevede ne bir liyakat ne de siyasi birikim, ideoloji hakim olamaz. Demokratik bir ‘yöntem’ gibi sunulsa da, partinin kendi içinde oluşturduğu ‘temayül yoklamaları’ sonuçları itibarıyla, aslında hiç de dikkate alınmayan, öngörülmeyen aday belirleme/belirlememe taktiğidir. Her temayül yoklamasının, ‘güya’ değerlendirmelerine parti bile şaşırmaktadır. Çok konuşulduğu için bu görüşe bir sav olsun diye, Osman Çakır, İbrahim Korkmaz son olarak Fahri Çakır’ı örnek vermek mümkündür. Osman Çakır, İbrahim Korkmaz’ın temayül yoklamalarında son sıralarda bulunduğu biliniyor… Yeni dönem Milletvekili seçilen Fahri Çakır’ın temayül yoklamalarına katılmadığı da biliniyor. Tüm bu adaylar, adaylıklarının belirlenme sürecinden sonra, propaganda için sahaya indiklerinde, hiç kendi isimlerini öne çıkarmadılar/çıkaramadılar… Nitekim, Milletvekili seçilen aday, sonrasında şunu söyleyecektir:  ‘ Beni kim bilir ki, kendimi tanıtmama bile gerek yok… Ben, seçmene ‘beni Tayyip gönderdi’ diyordum, yetiyordu’. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan, her dönem her şehrin Milletvekilidir, her şehrin Belediye Başkanıdır.

Üçüncü gerçek şudur: Aslında AK Partili seçmen tüm bunların farkındadır. Hiç kendi tercih etmediği adayların, Milletvekili olmasını, Belediye Başkanı olmasını kabullenemediği gibi, zaman ilerledikçe, (içinden daha da çokça), ‘ellerim kırılsa da oy vermeseydim’ diyor. Bazıları bu ‘içsesini’ dış ses olarak yansıtmaya başlamıştır. Ne var ki, içindeki bu baskı, vicdan bir ‘kırılmaya’ dönüşmemektedir. Son tahlilde bu ‘ders almalar’ bir türlü ‘ders vermeye’ uzanamıyor.